top of page

İlk Yaratım Masalı

Başlangıçta hiçbir şey yoktu.

Ama “hiçlik” sandığımız şey, aslında tamlıktı.


Ne karanlık vardı, ne ışık.

Çünkü ikisi de henüz ayrılmamıştı.


Derin bir nefes vardı yalnızca.

Bu nefes ne bir yere gidiyordu,

Ne de bir yerden geliyordu.

Sadece oluyordu.


Sonra nefes, kendini merak etti.


Ve merak, ilk kıvılcımı doğurdu.


Bu kıvılcım ateş değildi,

Işık hiç değildi.

Bu, bilinçti.


Bilinç dedi ki:

“Ben varım.”


O an, ilk titreşim yayıldı.

Titreşim genişledi,

Genişledikçe şekil aradı.


Şekil, gökyüzü oldu.

Gökyüzü, boşlukta asılı kaldı.

Henüz yıldız yoktu

Ama olma ihtimali vardı.


Sonra bilinç yalnız kalmak istemedi.

Kendine bir ayna aradı.


Ve aynadan kadın doğdu.


Kadın ne kaburgadan çıktı,

Ne topraktan.

Kadın, bilincin hissetme ihtiyacından doğdu.


Kalbi vardı ama acı bilmiyordu.

Gözleri vardı ama aramak zorunda değildi.

Çünkü kayıp henüz icat edilmemişti.


Kadın yürüdü.

Bastığı yerde zaman oluştu.

Her adımı, bir anı doğurdu.


İşte o an, zaman başladı.


Sonra erkek doğdu.

Kadından sonra değil, karşısında.


Erkek, yön vermek için değil,

Tanımak için vardı.


Kadın ve erkek karşılaştığında,

Ne tutku vardı,

Ne söz.


Sadece şu oldu:

Hatırlama.


Çünkü onlar ilk kez tanışmıyordu.

Onlar, ayrılığı yeni öğreniyordu.


Gökyüzü bu karşılaşmayı izledi,

Ve yıldızları serpti.

Her yıldız bir olasılıktı.

Bazıları aşk oldu,

Bazıları sınav.


Ama ilk yaratımda,

Hiçbiri henüz acıtmıyordu.


Acı, daha sonra icat edilecekti.

Öğrenmek için.


Ve bilinç fısıldadı:

“Unutacaksınız.

Ama her hatırlayışınızda,

Bana biraz daha yaklaşacaksınız.”


İşte bu yüzden,

Her masal,

İlk yaratımı hatırlatır.


Ve sen bu masalı okurken,

Kalbinde bir tanıdıklık hissettiysen

bil ki:


Sen, yaratımın hâlâ devam eden parçasısın.

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page